Gebelik ve Doğum

Gebelik şüphesiz, bir kadının hayatındaki en farklı yolculuklardan biri.

Vücudunuzda tek başınıza yaşarken, bir anda bir başkası için de yaşamaya başlamak, içinizde hiç görmediğiniz ama hissettiğiniz bir varlığın tüm hayatınızı değiştirmesi, gelecek planlarınızın tepetaklak olması,duygusal iniş çıkışlar, bedeninizdeki değişiklikler…

gebelik ve dogum

Her biri başlı başına ne kadar büyük etkiler değil mi? Bir de bunların hepsinin aynı anda olması ve tabii beraberinde gelen kaygılar…

Hamile miyim? Değil miyim?

İç gebelik mi? Dış gebelik mi?

Ya kalp atışları? Pembe mi ? Mavi mi? Bebeğim iyi mi? Sağlığı yerinde mi?

Kime benziyor? Bana mı  yoksa eşime mi?

Doğru besleniyor muyum? Bebeğimin kilosu, boyu nasıl? Gelişimi iyi mi?

Hangi vitamin? Hangi ilaçlar güvenli? Kozmetik  ürünler?

Doğum nasıl olacak? Canım yanacak mı? Vajinal doğum mu? Sezaryen mi?

Doğum öncesi egzersizler nasıl olmalı?

Hangi durumda hastaneye gitmem lazım? Hangi hastaneyi seçmeliyim? Spinal, epidural anestezi? Epizyotomi?

Hastene çantasına neler girecek?

Aman eksik bir şey kalmasın!

Her anne adayı gebeliğini huzurlu, güvende hissederek ve anlaşıldığını hissederek geçirmek ister. Her gebenin hatta her gebeliğin ihtiyaçları farklıdır.

‘Doktor hanım,  önceki gebeliğim hiç böyle değildi!’ Bu sözü ikinci bebeğini bekleyen anne adaylarından sıkça duyarım. Bizler değişiyoruz, bedenimiz, ruhumuz değişiyor. Çevremiz, dünya değişiyor. Gebelik deneyimlerimiz de haliyle farklılaşıyor. Benzer genlere sahip olmamıza rağmen annelerimizin doğum hikayelerinden nasıl da farklı bizimkiler. Kendi annem dahil hastalarımın yanında gelen annelerin hemen hepsinden şu cümleleri duyuyorum:’ bizim zamanımızda ultrason mu vardı? 9 ay bekledik, sancımız başlayınca da gittik, doğurduk, çok şükür bak sapasağlamsınız.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada doğuma yaklaşım değişiyor. Bir yandan teknoloji ilerliyor; anneleri ve bebekleri daha iyi gözlüyor, riskleri daha iyi öngörebiliyor, tehlikeyi erken fark edip çok daha hızlı müdahale edebiliyoruz. Öte yandan doğumun güzel ve sorunsuz ilerlemesinde annenin kendini güvende hissetmesinin, mahremiyetinin, desteklenmesinin ve psikolojisinin rolü çok daha iyi anlaşılıyor ve buna uygun yaklaşımlar geliştiriliyor. Bu bağlamda ne tamamen teknolojiye bağımlı,soğuk hastane ortamlarının ne de hiç doktora gelmeden,onların tavsiyelerine uymadan, kontrolsüz kalmanın  SAĞLIKLI VE MUTLU bir doğum sürecine faydası olmadığı artık biliniyor.

Bu yaklaşımı benimseyen, bilgi ve deneyimlerini bu yönde geliştiren  sağlık profesyonelleri doğumun daha da iyi bir noktaya gelmesini sağlayacak kuşkusuz.

Ben de Türkiye’nin en yoğun, en çok doğum sayısına sahip hastanelerinde çalışmış bir hekim olarak edindiğim tecrübeler ile yetinmeyip, bilgimi ve bakış açımı her zaman taze tutmak için sürekli bir eğitim ve araştırma içinde çalışıyorum. Bu bilgi ve yaklaşımlar ışığında İnci Klinik’te hastalarıma hizmet verebilmek işimi daha da çok severek yapabilmemi sağlıyor.

HER KADININ HUZURLU VE MUTLU BİR HAMİLELİK VE DOĞUM HİKAYESİ OLMASI DİLEKLERİMLE..

 

Doğum Kontrol Yöntemleri

Doğum kontrol yöntemleri ile ilgili size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber; doğum kontrol yöntemlerinin çoğu çok yüksek oranda koruyuculuk sağlar. Kötü haber; hiçbir yöntem %100 koruma sağlamaz. Tüm yöntemlerin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Mesele, uygun kişi için uygun yöntemi bulmaktır.

Etkinliği en yüksek olandan en az olana doğru sıralayacak olursak:

1)Tüperin Bağlanması

Rahim ve yumurtalıkları birbirine bağlayan kanalın cerrahi bir işlem ile kapatılmasıdır.

Başarısızlık(gebe kalma) riski: 1000 de 5 tir.

Avantajları: Hayat boyu, özellikle 40 yaşından sonra bazı yöntemleri kullanmak zorlaşacağı için, başka bir yöntem arayışına girmezsiniz. Ailenizi tamamladığınıza eminseniz ve doğumunuz sezaryen ile olacaksa bu yöntemi öneririm sevgili hanımlar..

Dezavantajları: Cerahi bir işlemdir. Cerrahi ve anestezi komplikasyon risklerini barındırır. Çok erken yaşta tüplerin bağlatılması pişmanlıkla sonuçlanabilir.

  • BB notu:Tüplerin geri açılması ameliyatı ile ilgili görüşüm; velev ki bu ameliyatı olduktan bir süre sonra pişman olunuz, yeniden çocuk sahibi olmak arzusundasınız(baş ağrısı, karın ağrısı, psikolojik durum değişiklikleri bu ameliyata bağlı olamaz dostlarım), bu durumda seçilecek yol ne olmalıdır?

Evet; tüpleri geri açma ameliyatı yapan merkezler var ancak profesyonel görüşüme göre bu nedenle yapılan ameliyatın başarısız olma riskinin çok yüksek olması yanında enfeksiyon ve gebelik oluşursa bile tüpler hasar gördüğü için dış gebelikle sonuçlanma riski (ve tabii ki yeni bir ameliyatın riskleri) nedeniyle tercih edilmesi gereken yol tüp bebek yöntemi ile gebelik sağlanmasıdır.

 

2) Rahim İçi Araç (RIA)-‘Spiral’

Geri dönüşümlü yöntemler arasında en sık kullanılanlardandır. Günümüzde kullanılan iki çeşidi vardır.

  • Bakır içeren RIA
  • Hormonlu(Levonorgestrel salgılayan) RIA (MİRENA)

Başarısızlık riski: 1000’de 2-8

Avantajlar:  yerleştirmesi ve çıkarması çok kolaydır. Çıkardıktan sonra doğurganlık hemen geri döner. Hormonlu spiral rahim duvarını ince tuttuğu için kanama düzensizliklerine iyi gelir ve rahim kanserine karşı koruyuculuğu vardır.

Dezavantajlar: Bakırlı RIA bazı hastalarda adet kanamalarını biraz arttırıp uzatabilir. Hormonlu RIA takıldığı birkaç ay ara kanamalar yapabilir. Takılırken 1000’de 1 rahimin delinme riski vardır(çok sayıda sezeryan geçirmiş birisinde ya da rahim yapısında doğuştan bir anomali varsa RIA tercih etmiyoruz).

Aktif bir genital enfeksiyonu olan hastaya tedavi vermeden RIA takılması enfeksiyonun yayılmasına neden olabileceği için öncesinde muayene yapılması önemlidir.

 

  • BB notu: tüm korunma yöntemleri arasında hormonlu RIA benim favorimdir. Çevremde gördüğüm pek çok kadın kansızlık(anemi) nedeniyle sürekli yorgun, halsiz, mutsuz dolaşmakta sürekli yeme isteği nedeniyle kilo almakta, kansızım deyip daha çok yemekte bu da mutsuzluğunu arttırmakta. Bunun çok büyük bir kısmının nedeni adet kanaması ile kaybedilen kanın fazlalığı, kadınların fazla kırmızı et tüketmemesi ,hastanın bunun farkında olmaması olsa da anlatacağım nedenle es geçmesi. Hormonlu RIA tedavi amaçlı kullandığımız kanaması fazla olan hastalara önerdiğimiz bir yöntem ancak sistemik yan etkisi o kadar az ki 5 yıl boyunca çok iyi bir koruma sağlaması nedeniyle özellikle 35 yaş üstü uygun hastalarıma sıklıkla önerdiğim bir yöntem. Kanamayı çok azalttığı bir gerçek. Hatta bazı hastalar hiç adet görmeyebiliyor(rahim duvarı ince olduğu için kanama azalıyor,yumurtalıklar çalışıyor,adet belirtileri yaşanıyor ancak çok az adet görülüyor ya da görülmüyor,yani bir menopoz durumu yok ). Başka ülkelerde bu var mı bilmiyorum ama bizim ülkemizde bir grup hanım kanamak istiyor. Baya baya şakır şakır kanamak… Bu adet kanamasıyla içindeki pisliklerin akıp gittiğine, içinin; ’muhtemelen farkında olmadan zihnindeki kötü düşünceler, yaşanmışlıklar ve duyguları da kastediyor’ temizlendiğine inanıyor. Bu o kadar yerleşmiş bir inanç ki bunun nesilden nesile aktarıldığını 15 yaşındaki bir genç kız ‘bu ay az adet oldum içimde kirli kan kaldı, atamadım rahatlayamadım, bana bir ilaç verin içim temizlensin’ dediğinde görüyorsunuz. Adet kanamasının kişinin içi huzurunu sağlamasının bir sakıncası yok bana göre AMAA bu ‘ne kadar kanarsa o kadar temizlenirim’ inanışı kişiyi kansız ya da kansızlığın sınırında dolaştırıyorsa ki adet gören nüfusta bu oran çok yüksek ve çevresini de buna inandırıyorsa(hatta doktoru bile inandırmak için dil döküyorsa) bana göre bu işte bir yanlışlık vardır. Adet kanaması düzenli geldiği sürece bizim için önemlidir. Kansızlık yapıyorsa hayat kalitesini bozacağı için miktarı azaltılmalıdır.

 

3) Kısa etkili hormonal korunma yöntemleri

  • Aylık/ 3aylık iğneler: Ayda(mesigyna) veya 3 ayda (depo provera) bir kas içine yapılan progesteron içeren iğneler ile korunma sağlanmasıdır.

Başarısızlık oranı: 1000de 3 ile yüzde 3 arası

Avantajları: emzirirken kullanılabilir. Adet kanamasını azaltarak kansızlığı düzeltebilir.rahim kanserine karşı korur.

Dezavantajları: düzensiz kanama (ara kanama, gecikmeli kanama,uzun süren kanama),doğurganlığın geri dönmesinin çok gecikmesi.

  • BB notu: Bu yöntemi kanama düzensizlikleri nedeniyle hastaların çoğu 1 yılı doldurmadan bırakır. Tekrar gebe kalma süresi 1,5 yıla kadar uzayabilir. Çok uzun yıllar kullanan hasta çok nadirdir. Ancak yeni doğum yapmış ve üst üste gebe kalması sakıncalı, diğer yöntemlerin uygun olmadığı hastalarda geçici olarak kullanılabilecek iyi bir yöntemdir.

Doğum Kontrol Hapları (Kombine Oral Kontraseptifler) KOK :  Hem östrojen hem de progesteron içeren hap şeklinde günlük alınan doğum kontrol yöntemidir.

Yıllar içerisinde içerikleri sürekli değişmekte, içerdikleri ilaç dozları etkinlik azaltılmadan azalmakta, böylelikle yan etkiler azalmakta, farklı hastalar için farklı seçenekler sunulmaktadır. 21 gün içilip 7 gün ara verilenleri ve 28 gün hiç ara vermeden içilenleri vardır. 21 gün içilende ara verilen 7 günde ,28 gün içilende de kutunun son günlerinde adet kanaması gelir.

Başarısızlık oranı: 1000’de 3 ile 100’de 8 arası

Avanatajları: düzenli adet görmeyi sağlar, kan kaybını ve kansızlığı engeller. Premenstrüel sendromu azaltır (adet ağrısı, ruh hali değişiklikleri, şişkinlik). Yumurtalık,rahim ve kalın barsak kanserine karşı koruyucudur. Sivilce ve tüylenmeyi azaltır. İlacı bırakınca doğurganlık hemen geri döner.

Dezavantajları: başlarda ara kanama ve mide bulantısı sık görülür ama yaklaşık 3 ay sonra geçer. Her gün atlamadan almak, ev ve iş arasında koşturan çoğu zaman kendine zaman ayıramayan biz kadınlar için oldukça zorlayıcı olsa da ekstra avantajları nedeniyle güzel bir seçenektir.

  • BB notu: Sigara içen ,35 yaş üstündeki, herhangi bir hastalığı olan kişilerin doktoruna danışmadan alması uygun değildir. Bunlar olmasa bile artık KOK lar o kadar çeşitlendi ki neredeyse kişiye özel KOK seçmeye başladık biz doktorlar. Mesela sivilcelerin varsa başka hap, sigara içiyorsan başka hap,40 yaşın üzerinde başka hap öneriyoruz. O yüzden tavsiyem kontrasepsiyon yani korunma yönteminizi bir kadın doğum uzmanına muayene olmadan seçmemeniz yönünde..

Sadece progestin içeren haplar(minipill-CERAZETTE)

Östrojen içermeyen her gün kesintisiz alınan haplardır.  Östrojen kullanmasında sakınca olan hastalara verdiğimiz haplardır.

Başarısızlık oranı: 100’de 1.1 ile 100’de 13

Avantajları: emziren anneler için güvenli bir seçenektir. Sağlık ocaklarında ücretsiz dağıtılması RIA taktırmaktan kaçınan yeni anneler için iyi bir seçenektir. 40 yaş üstündeki kadınlar güvenle kullanabilir.

Dezavantajlar: her gün aynı saatte alınmalıdır aksi takdirde başarısızlık oranı artacaktır. Ara kanamalar yapabilir.

4) Bariyer yöntemleri

Kondom(prezervatif)

Genellikle lateksten imal edilen ereksiyon halindeki penise uygulanan içerisinde sperm öldürücü kimyasalların olduğu bir kılıftır.

Başarısızlık oranı :100’de 5 ile %21 aras

Avantajlar: Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucudur birden fazla partneri olan kişilere mutlaka önerilir. Hormonal, cerrahi, yada girişimsel değildir, yan etkisi yoktur.

Dezavantajları: tecrübesiz çiftlerin kullanımındaki hatalar gebelikle sonuçlanabilir. İlk aylar mutlaka ek bir korunma yöntemi kullanılmalıdır.

Diyafram

Kadınlar tarafından kullanılan ilişkiden sonra en az 6 en çok 24 saat vajinada kalması gereken rahim ağzına kapak gibi kapatılan böylece spermin geçmesini engelleyen 6-8cm çapında bir bariyer yöntemidir.sperm öldürücü kremlerle kullanılması önerilir.

 

Ertesi Gün Hapı (ELLA)

Öncelikle ertesi gün hapının bir korunma yöntemi olmadığı, sürekli kullanılmaya uygun olmadığını belirtmek isterim.

Acil korunma yöntemi yani diğer korunma yöntemlerinin başarısız olduğu-kondomun delinmesi, hapın unutulması gibi- bir ilişkiden sonra EN KISA ZAMANDA(teorik olarak 72 saat ama ne kadar hızlı o kadar güvenli) alınmalıdır. Doğum kontrol ilaçları ile yapılan çeşitli seçenekler olsa da güvenilir ve rahatlıkla bulunabilir olması nedeniyle ertesi gün hapını önermekteyim. İlacı aldıktan sonraki ilişkilerde koruyuculuğu yoktur ve bir sonraki adetinizde mutlaka size uygun bir  yöntem için doktorunuza başvurmanız gerekir.

  • BB notu: Takvim yöntemi, dışarı boşalma, sütün koruyuculuğu… Bunlar birer korunma yöntemi değildir. Çook çok uzak geçmişte, anneannelerimizin zamanında kalmıştır. 2018’nin İzmir’inde tek bir hemcinsimin bile istemediği bir gebeliği yaşamasına gönlüm razı olmadığından bu yöntemlerden bahsetmiyorum bile.